22 Şubat 2016 Pazartesi

Cumalıkızık

Kalıplardan kurtulmak gerekli, hayatı insanların bize biçtiği kalıplarla yaşamaya çalışınca bir yerde patlak veriyor. Kalıplara uymak için çabaladıkça yetememe duygusuyla mücadele etmeye başlıyoruz. Bu duygu bazen o kadar büyüyor ki hayattan, yaşadığımız andan zevk almıyoruz. İçimizi sürekli bir kurt kemiriyor. Sürekli bir tedirginlik hali başlıyor. Oysa hayatı bazen akışına bırakmak gerekiyor. Çok fazla detaycı olmamak, olduğu kadar deyip bırakmak. Ben bunları söylüyorum ama yapabiliyor muyum? Ne yazık ki hayır, beynimin bir köşesinde sürekli hesap kitap yapan bir yer var. Yapmam gerekenleri, nasıl ve ne zaman yapacağımı sürekli hesaplayıp duruyor. Belirlenen çizelgede en küçük bir sapma olursa da o küçük kurt beynimi kemirmeye başlıyor. Bundan kurtulmak gerekiyor bazen spontane yaşamak sonrasını düşünmemek gerekiyor.




Pazar günü yapılan küçük Cumalıkızık gezisi de işte böyle anlardan birinde aniden karar verilip yapılan bir geziydi. Zaman zaman gittiğimiz bir yer Cumalıkızık. 700 yıllık tarihi bir köy gitmediyseniz gidin derim. Sokaklarda biraz yürüyüp, biraz alışveriş yapıp insanın şu dünyada binalar kadar kalıcı olmadığının farkına varıp hayatın tadını yağamaya odaklanmak gerekiyor belkide.

700 yıllık geçmişi olan bir köyün sokaklarında gezinirken bunu her an hissediyorsunuz. Restore edilen yenilenen evlerin yanında hala bakım görmesi gereken evlerde var. Sokaklar dar ve taşlı. Ama bu sokaklarda gezinmek insana garip bir his veriyor. 




Meşhur "Cin Aralığı" . Kızıma göre iki binanın arasında kalan bir boşluk, buna ürkütücü isim koymaya hiç gerek yok:)


Eski kapılar benim ilgimi çeker ya sizin?

Güzel bir hafta olmasını diliyorum...

Kalıplardan uzak durun ...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder