29 Şubat 2016 Pazartesi

Renkli Bir Hafta Olsun



Bir hevesle başladığınız işlere hep aynı hevesle devam edemediğiniz oluyor mu? Benim de oluyor bu da onlardan biri . Allah'tan annem bu konuda yardımcım o bitirdi bana verdi bende zevkle kızımın odasında kullanıyorum. Rengarenk olmasını seviyorum, kızımın odasını cıvıl cıvıl yapıyor. Gerçi onun oyuncakları da battaniye ile yarışır haldeler ama olsun ... Sizin çocuğunuz da pelüş oyuncak seviyor mu? Her sabah onları itina ile yerleştirip geceleri de seçtiği bir ya da bir kaçı ile uyumaya bayılıyor. 


Herkese rengarenk bir hafta diliyorum...


26 Şubat 2016 Cuma

Hayırlı Cumalar


Bazen içinden geçenleri anlatmak ne kadar zor değil mi? Aslında aklından bambaşka duygular geçerken dilinden bambaşka ifadeler çıkıyor. Belki de o yüzden bugün konuşmamak en iyisi .İçimden geçenleri söyleyemedikten sonra konuşmaya gerek var mı?

25 Şubat 2016 Perşembe

Bi kahve...


Günaydın,

Güzel bir kahve içmeye ne dersiniz, benden olsun. Biraz nefes almak için küçük bir mola verin. Koşuşturmacanın sonu yok. Hayatta küçük zevklere de biraz zaman ayırmak gerekiyor. En önemlisi de kendimize zaman ayırmak lazım. Modern hayat o kadar hızlı akıyor ki küçük molalar da vermesek kendi hayatımıza seyirci kalabiliriz. Bende de bu durum ne yazık ki var. Kendime ve kendi ihtiyaçlarıma vakit ayırmak söz konusu olduğunda kendimle ilgili kararları ya da olayları hep geri plana atıyorum. Kendimize bir iyilik yapalım ve küçük zevklerimiz için küçük molalar verelim. 

Mutlu kalın...

24 Şubat 2016 Çarşamba

Günaydın

Hayata her zaman aynı enerjiyle devam etmek mümkün olmuyor değil mi? Yarım saat önce aklınızdan geçen düşüncelerle hayatın size getirdiklerinden sonra hissettikleriniz arasında dağlar kadar fark olabiliyor. Sizin için en değerli insanlar bazen söyledikleri birkaç kelime ile sizin bütün dünyanızı yıkabiliyor. İşte o anlarda hayata küsmemek elde mi ?



Ne tatlısı bu adını bilmiyorum ama yapımı çok basit . Bir dolu kaşık tereyağı ile 5 kaşık unu, unun kokusu çıkana kadar kavuruyor sonra 5 bardak sütü ilave ediyoruz. Süt koyulup kaynamaya başladığında 1,5 bardak şeker ilave ediyoruz. 5 dakika daha kaynatıp ocaktan indiriyoruz. Biraz ılınınca 1 paket labne ilave edip karıştırıp bardaklara paylaştırıyoruz. Evde birkaç gün önceden kalan muzlu kakaolu muffinleri ince dilimler halinde kesip bardakların tabanına yerleştirdim. Kalan fazla keki de ufalayıp bardaklara paylaştırınca ortaya bu lezzetli tatlı çıktı. 
Hayatın tadının kaçtığı zamanlar da ağzınızın tadını getirmek için iyi bir seçenek oldu. 
Kalbinizin tadı mı ? Ona iyi gelecek bir tatlı var mı bilmiyorum.

23 Şubat 2016 Salı

Çiçeklerim


Eskiden saksı çiçekleriyle pek işim olmazdı, gereksiz zahmet gereksiz bir ayrıntı diye düşünürdüm. Onlara bakmak bana çok külfetli gelirdi. Suyunu ver, kuruyan yapraklarını al, toprağını saksısını değiştir. Çok iş çokkkk.... 
Ne kadar yanılıyormuşum oysa. Şu anda evimin değişik köşelerinde çiçekler var. Onlara bakmak onlarla uğraşmak bana o kadar iyi geliyor ki ... Hala iyi bir çiçek yetiştiricisi değilim. Birçoğunu kurutuyorum ama inatla vazgeçmiyorum. Şuara evimdeki orkideler açmış durumda ve onlar açtıkça ben mutlu oluyorum.



Saksıda çiçek yetiştirmek için benim hala bir kuralım var o da bitkinin çiçek açması... Ama bu kadarcık bir kural da olsun değil mi?

Çiçeklerle dolu bir hayatınız olsun...

Denizden Gelen



2015 in yazında Karadeniz'e gitmiştik. Giresun'da sahilden topladığım odun parçalarından birine bir iki ufak ekleme ile yaptığım anahtarlık kapı girişinde yerini aldı.
Çok da sevdim açıkçası bu anahtarlığı. Hala yeni projelerde kullanılmayı bekleyen küçük odunlarım var onlar ne yapmalıyım ki ?

22 Şubat 2016 Pazartesi

Cumalıkızık

Kalıplardan kurtulmak gerekli, hayatı insanların bize biçtiği kalıplarla yaşamaya çalışınca bir yerde patlak veriyor. Kalıplara uymak için çabaladıkça yetememe duygusuyla mücadele etmeye başlıyoruz. Bu duygu bazen o kadar büyüyor ki hayattan, yaşadığımız andan zevk almıyoruz. İçimizi sürekli bir kurt kemiriyor. Sürekli bir tedirginlik hali başlıyor. Oysa hayatı bazen akışına bırakmak gerekiyor. Çok fazla detaycı olmamak, olduğu kadar deyip bırakmak. Ben bunları söylüyorum ama yapabiliyor muyum? Ne yazık ki hayır, beynimin bir köşesinde sürekli hesap kitap yapan bir yer var. Yapmam gerekenleri, nasıl ve ne zaman yapacağımı sürekli hesaplayıp duruyor. Belirlenen çizelgede en küçük bir sapma olursa da o küçük kurt beynimi kemirmeye başlıyor. Bundan kurtulmak gerekiyor bazen spontane yaşamak sonrasını düşünmemek gerekiyor.




Pazar günü yapılan küçük Cumalıkızık gezisi de işte böyle anlardan birinde aniden karar verilip yapılan bir geziydi. Zaman zaman gittiğimiz bir yer Cumalıkızık. 700 yıllık tarihi bir köy gitmediyseniz gidin derim. Sokaklarda biraz yürüyüp, biraz alışveriş yapıp insanın şu dünyada binalar kadar kalıcı olmadığının farkına varıp hayatın tadını yağamaya odaklanmak gerekiyor belkide.

700 yıllık geçmişi olan bir köyün sokaklarında gezinirken bunu her an hissediyorsunuz. Restore edilen yenilenen evlerin yanında hala bakım görmesi gereken evlerde var. Sokaklar dar ve taşlı. Ama bu sokaklarda gezinmek insana garip bir his veriyor. 




Meşhur "Cin Aralığı" . Kızıma göre iki binanın arasında kalan bir boşluk, buna ürkütücü isim koymaya hiç gerek yok:)


Eski kapılar benim ilgimi çeker ya sizin?

Güzel bir hafta olmasını diliyorum...

Kalıplardan uzak durun ...


21 Şubat 2016 Pazar

Eski Geziler - Uludağ

29 Ekim tatilini fırsat bilip 2015 senesinde küçük bir Uludağ gezisi planlamıştık. Uludağ denildiğinde nedense ilk akla gelen kar ve kayak olsa da bizim planımız tamamen doğa gezisiydi. Bence küçük doğa yürüyüşleri ve yeşille baş başa kalmak için seçilecek ender güzellikteki mekanlardan birisi Uludağ. 





Bakacak tepesinden Bursa manzarası görülmeye değer . Buraya bir seyir terası yapılmış ve terasa kadar araba ile gitmeniz mümkün ya da bizim yaptığımız gibi Çobankaya' dan bu noktaya toplam beş kilometrelik bir yürüyüş yapabilirsiniz. 







Orman Bakanlığı Uludağ'daki çeşitli kamp alanlarında ağaç evler yapmış. Çeşitli büyüklükteki evler küçük tatiller için ideal. Tabii ki havanın çok soğuyup kar yağmaması halinde...Bizim kaldığımız dört kişilik bir aile için tasarlanmış dubleks bir evdi.










Özellikle kış aylarında küçük gruplar halinde ormanın içlerine girilmemesini öneriyor yetkililer. Yaz aylarında ise gruplar için yürüyüşler planlanmış.


Doğayla baş başa kalmayı seviyor, ormanın içine çok dalmadan güvenli bölgelerde kalırım diyorsanız sadece yeşili değil doğada var olan her türlü renk tonunu görmek istiyor iseniz en doğru zaman bizim gittiğimiz dönem yani sonbahar ...


Kamp alanının etrafı tahta çitlerle çevrilmiş ve güvenlik var ama yine de unutmayın orası bir orman ve oranın asıl sahibi olanlar orada yaşayan vahşi hayvanlar. Bu nedenle her an biri karşınıza çıkabilir. Gece kaldığımız kulübenin önünde salına salına gezen bir tilki gördük mesela ...



Ben diyorum ki Uludağ'ı sadece kışın ve karla özdeşleştirmek yerine yazın sıcağından kaçmak, sonbaharda renk cümbüşünü seyretmek ve ilkbaharda yeniden uyanan doğanın tadına varmak içinde tercih edebiliriz.


20 Şubat 2016 Cumartesi

Güzel Olacak

Güzel şeyler yazmak lazım değil mi? Güzel şeylerden bahsetmek, güzel şeyler yaşamak ama bu mümkün değil ki. Her televizyon açtığımızda, gazetelere baktığımızda sürekli kötü bir haber görüyoruz. Yine de umutluyum ben, her şey daha güzel olacak, çocuklarımız daha güzel bir dünyada yaşayacak. Tıpkı bu fotoğrafta ki gibi güneşli, huzurlu güzel günler olacak. Umutluyum her şeye rağmen olacak. 



İznik Gölünü biliyorsunuzdur. Zaman zaman kaçamak yapmak için ideal mekanlardan biridir İznik Gölü. Fotoğraf geçen sene bahardan kalma.  Yazın gerçekten çok kalabalık olan göl kenarı bahar aylarında sakin. Kalabalıktan kaçmak için ideal bir yer. İznik de ise küçük bir kültür gezisi yapabilirsiniz. Çini almayı sakın unutmayın . Hafta sonu için gayet iyi bir gezi alternatifi olur unutmayın. 

Herkese güzel, huzurlu ve mutlu bir cumartesi diliyorum. 

19 Şubat 2016 Cuma

Konuşma Sırası Bende

Konuşma vakti gelmiş sanırım...

Ben kim miyim 40 yaşında bir anne, bir eş, bir mühendis ama önce bir insanım. Her gün yanınızdan geçen biriyim belki de... 




Blog yazmanın  modası geçti diyorlar ama benim kendimi ifade etmeye olan ihtiyacım hala güncel durumda ... Ülkemizin ve dünyanın gündemini düşünürsek belki de nefes almaya ihtiyacım olan günlerdeyim. Bu yüzden yazacağım, eskiden yazardım kendimi yazarak anlatırdım ama uzun zaman oldu ki yazmadığımı fark ettim. Yazmayınca da içimde kaldığını, içimde kalmasını istemiyorum belki de... Yazacağım kimse okumasa da kimse bilmese de yazacağım. Kendim için belki de...